Güneşin tam tepede olduğu 11:00-17:00 arasındaki saatlerde dışarıda bulunmanız gerekiyorsa, dikkat ! Dışarı çıkarken şapka ve gözlük takın. İnce ve açık renkli giysiler tercih edin. Bol sıvı tüketin. Açık alanda ağır egzersizlerden kaçının.
Başlangıçta vücudumuz yüksek ısıyı terleme ile dengelemeye çalışır. Terli ve soğuk cilt bir süre sonra yerini bitkinlik ve susama hissine bırakır. Kas krampları, baş ağrısı, baş dönmesi, bulantı, kusma, idrarın koyulaşması ortaya çıkar.
Sıcaklarla birlikte bacak ve kollardaki damarlar genişler, dolaşımda yavaşlama ve kalp hızında artış başlar. Kalp hızının artması kalp ritmi bozukluklarına, pıhtılaşma eğiliminde artışlara neden olur ve kalp krizi riski artar.
Sıvı kaybının artması, dolaşımın yavaşlamasına neden olur. Böylece böbreğe giden kan miktarının azalmasına ve idrar renginde koyulaşmaya, miktarında azalmaya yol açar. Bu da idrar yolu enfeksiyonu, taş oluşma riskinde artış, akut böbrek yetmezliğine kadar giden ciddi sorunlara neden olabilir. Nem oranının artması ve ani ısı artışları migren ataklarının artmasına neden olabilir. Hipertansiyonlu hastalar da yaz aylarında daha fazla risk altındadır.
Aşırı yağlı yiyeceklerden uzak durmalı, özellikle kızartma, kavurma, salamura, tuz içeriği yüksek olan besinler yerine daha hafif besinleri tüketmeliyiz. Kızartma yerine besinlerimizi fırında, ızgara, haşlama olarak tercih etmeliyiz. Her öğünde mutlaka az yağlı hazırlanmış sebze yemekleri tüketmeliyiz. Şekerli içecek tüketiminine dikkat ! Uzun sürede susuzluk ve açlık duygusu oluşturması kaçınılmazdır. Şekerli içecekler yerine ayran, maden suyu, evde yapılmış şekersiz komposto, limonata gibi içecekleri tercih edebiliriz.
Keyif aldığımız, yapmaktan zevk aldığımız her fiziksel aktivite önerilmektedir. Yeter ki haftada en az 4 gün, 30-45 dakikalık egzersizler halinde planlansın.
Günlük su tüketimi 2.5 litre üzerinde olmalıdır. Yeterli sıvı tüketmediğimizi idrar renginden anlayabiliriz. Koyu renkli idrar, sıvı açığımız olduğunu göstermektedir.
Güneşlendiğimizde yaşadığımız kızarıklık çok masum değildir. Kontrolsüz yanıklar, cilt hücrelerimizde kalıcı hasarlar bırakmaktadır. Yaşlanmayı hızlandırdığı gibi, cilt kanseri riskini de artırmaktadır. Bu nedenle koruyucu kremler ve nemlendiricileri elden bırakmamak gerekir.
Sıcaklığın artışı ve terlemeyle birlikte sıvı ve vücut için gerekli elektrolitler kaybedilmektedir. Ayrıca, duyu kaybı nedeniyle de güneşin cilt üzerindeki olumsuz yakıcı etkisi yeterince hissedilememektedir. Tüm bunlara bir de terleme bozukluğu eklenirse diyabetikler için risk artmaktadır. Kavun, karpuz, dondurma gibi glisemik indeksi yüksek gıdaların tüketiminin de artmasıyla beraber komplikasyonlar daha fazla görülmektedir. Bol su tüketerek, ağır egzersizlerden kaçınarak, beslenme düzenini bozmadan yaşayarak, yaz aylarını en güzel biçimde geçirebilirler.
Havuz ve deniz sonrasında ıslak mayo ile kalınmamalıdır. Terlemeye neden olan dar giysiler tercih edilmemelidir. Oral kontraseptif ve hormon ilaçları kullananlarda vajina florası bozulabilmektedir. Antibiyotik kullanırken, vajinal florayı destekleyen sabunlar tercih edilmelidir. Kokulu deodarant, ped kullanımından kaçınılmalıdır.